Boş Zaman Aktiviteleri,Spor ve Spor Müsabakaları İle İlgili İngilizce Kelimeler

mlsgzmylmz

Yönetici
Yönetici
#1
Konuyla İlgili Bilmeniz Gereken Kelimeler:
track:takip etmek,izlemek
court:saha
ring:ring
rink: paten sahası
win:kazanmak
beat:yenmek
score:skor yapmak
play: oynamak
game: oyun
spectator:saha izleyicisi
viewer: izleyici(tv vs)
umpire:hakemlik yapmak
referee:hakem
final: son,sonuncu
finale:son maç oyunu
end:bitirmek,bitiş
bat:beysbol sopası
stick:sopa
amateur:amatör
professional: profesyonel
interval:zaman aralığı
equal:eşit
draw:beraberlik
competitor:yarışmacı
opponent:rakip

Konuyla İlgili Phrasal Verb'ler
bring forward:bir etkinliğin tarihini öne çekmek,öne almak
carry on:devam etmek
get round to:çok uzun zamandır planlanan bir şeyi sonunda yapmaya başlamak
get up to:yapılmaması gereken bir şey yapmak
go off:bir şeyden hoşlanmayı ya da sevmeyi bırakmak
join in:katılmak,yer almak
look out:dikkat etmek
put up with:katlanmak
take up:(bir hobi,kurs vb) başlamak
put off: ertelemek

Konuyla İlgili Bilmeniz Gereken Kalıplar:
BEST: (En iyi)

Make the best of: En iyi şekilde değerlendirmek
Do your best:Elinden gelenin en iyisini yapmak
The best at:Bir şeyin en iyisi olmak

CHANCE: Şans
  • Take a chance: Şansını denemek
  • Have a chance of doing:Bir şeyi yapma şansına sahip olmak

HEIGHT: (Yükseklik)
  • To be afraid of heights: Yüksekten korkmak
  • Height of something: Bir şeyin yüksekliği

MAD: (Öfkeli,kızgın)
  • Become mad: Sinirlenmek
  • To be mad about something: Bir konuda sinirli olmak

POPULAR: (Popüler)
  • Popular among:

TALENT: (Yetenek)
  • Have a talent on something
  • Talent contest:Yetenek yarışması

TIME: (Zaman,vakit)
  • To be on time: Bir yere zamanında gitmek,zamanında varmak,zamanında orda olmak
  • Spend time:Vakit geçirmek
  • Have a good time: İyi vakit geçirmek,eğlenmek

Konuyla İlgili Sıkça Kullanılan Yapılar:
  • compete against:birine karşı yarışmak
  • concenrrate on:bir şeye odaklanmak,konsantre olmak
  • difficult to do:bir şeyin yapması zor olması
  • to be fond of something:bir şeye düşkün olmak
  • to be interested in something:bir şeye ilgili olmak/ilgi duymak/ilgilenmek
  • to be involved in something:bir şeye dahil olmak
  • love doing something:bir şeyi yapmayı çok sevmek
  • to be sure/certain about something:bir konudan emin olmak
 
Üst